Menü için tıklayınız

Kurbanlık hayvan alacaklar dikkat!

Kurbanlık hayvan alacaklar dikkat!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala kurbanlık hayvanların satışı başladı. İzmir Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Özdemir, kurbanlık hayvanlar konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı

EMİNE YALÇIN

Her yıl olduğu gibi bu yılda milyonlarca Müslüman dini vazifesini yerine getirmek adına kurbanlık hayvan satın alacak. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala kurbanlık olarak kesilecek kurbanlık hayvanlar kurban kesim ve satış yerlerine gelmeye başladı. Bir hayvanın kurbanlık hayvan olabilme kriterlerini anlatan İzmir Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Özdemir, kurban kesim yerlerinde görevli kasapların işinin ehli, eğitimli ve sağlıklı olması gerektiğini ve vatandaşların kurbanlarını Kurban Hizmetleri Komisyonlarınca belirlenen alanlarda kestirmesi gerektiğini söyledi.

“HAYVANA EN AZ ACI VERECEK ŞEKİLDE KESİLMELİ”

İzmir Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Özdemir, 12 Ağustos 2015 tarihinde 2015 yılı kurban hizmetlerinin uygulanmasına dair tebliğinin resmi gazetede yayımlandığını hatırlatarak, tebliğinin amacını ise şu şekilde açıkladı: “2015 yılında Kurban Bayramı’nda ibadet maksadı ile kurban kesmek isteyenlerin dini hükümlere, sağlık şartlarına ve çevre temizliğine uygun olmasıdır. Hayvana en az acı verecek şekilde kesmelerine ve ya vekalet yoluyla kestirmelerine yardımcı olunmasıdır. Kesimi yapacak kişilerin eğitilmesi ve bu konulara ilişkin diğer hususlarda tedbirlerin alınmasıdır.”

“HAYVAN SEVKLERİNDE ARTIŞ MEYDANA GELİYOR”

Ayrıca Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kurbanlık hayvan nakillerinde uyulması gereken kuralların da yayınlandığını sözlerine ekleyen Özdemir, “Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle ilimizde ve diğer illerde hayvan sevklerinde önemli miktarlarda artış meydana geliyor. Sağlık kontrolünden geçmemiş, gerekli aşıları ve kayıtları yapılmamış hayvanların yurtiçinde nakledilmeleri salgın hayvan hastalıklarının yayılmasında büyük rol oynuyor. Bu sebep ile kurbanlık hayvan nakilleriyle muhtemel bir hastalığın ilimize bulaşmasını önlemek için belirtilen hususların hayvan yetiştiricilerine, hayvan nakliyeciliği yapan araç sahiplerine ve kurbanlık alacak vatandaşlara duyurulmasında fayda var. Örneğin il merkezi ve ilçelerden başka illere yapılacak her türlü hayvan ve hayvansal madde sevklerinde menşeine en yakın yerdeki İl Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi veya ilçe müdürlüklerinden ‘Veteriner Sağlık Raporu’ alınması mecburidir. Yine hayvan taşıyacak araçların sahiplerinin il müdürlüklerine müracaat ederek düzenlenen eğitime katıldıktan ve araçlarında teknik ekipman ve donanımı tamamladıktan sonra ‘Nakliyeci Yetki Belgesi’ ve araç sürücüleri içinde ‘Sürücü Yetki Belgesi’ almaları gerekmekte” diye konuştu.

“KÜÇÜKBAŞ HAYVANLAR 1 YAŞINI DOLDURMALI”

Özdemir, Türkiye’de kurban hizmetlerinin İl ve İlçe Kurban Hizmetleri Komisyonlarınca yürütülmekte olduğuna da dikkat çekerek, “Kurban Bayramı’nın huzur ortamı içinde geçmesi amacıyla valilik bünyesinde; Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Müftülüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğü ve Diyanet Vakfı’nın üyesi olduğu İl Kurban Hizmetleri Komisyonu kuruldu. İlçe Komisyonları ise Kaymakam Başkanlığı’nda faaliyet gösteriyor. İl Kurban Hizmetleri Komisyonu tarafından yasal olarak izinli ve belgeli hayvan satışı yapan kişilerin hayvanları, talepleri doğrultusunda ultrason cihazı ile gebelik muayenesi yapılarak belge düzenleniyor. Vatandaşlarımız gebe olduğundan şüphe ettiği hayvanlar için gebelik muayenesi talep edebilir. Hayvanın sağlıklı olduğundan emin değilse de mutlaka veteriner hekime hayvanın muayenesini yapması için başvurabilir. Kurbanlık hayvanlar da büyükbaş hayvanların 2 yaşını doldurmuş olması gerekirken küçükbaş hayvanların 1 yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki ideal bir kesimde amaç; hayvana acı çektirmeden iyi kan akıtmayı sağlamak ve bu işlemleri hijyenik olarak yapmaktır. Bu nedenle kurban kesim yerlerinde görevli kasapların işinin ehli, eğitimli ve sağlıklı olması gerekmektedir. Vatandaşlarımız kurbanlarını Kurban Hizmetleri Komisyonlarınca belirlenen alanlarda kestirmelidir ” şeklinde konuştu.

“SON 2 YILDIR ET FİYATLARI YÜKSELMEKTE”

Bakanlık verilerine göre her yıl ortalama 840 bin büyükbaş olmak üzere 2 milyon 300 bin hayvan kurban edildiğini öne süren Özdemir, şu an için üreticinin elinde kurbanlık olarak 1 milyon 230 bin büyükbaş, 3 milyon 830 binde küçükbaş hayvanın olduğunu söyledi. Kurban Bayramı için piyasaya çıkacak hayvanlarla birlikte et fiyatlarının bayramdan sonra bir miktar düşeceğine de değinen Özdemir, “Son 2 yıldır hiç durmadan et fiyatları yükselmekte. Bunun önlemi ithal et değil. 2010 yılında yapılan yalnız ithalat politikasının besicilerimiz için nelere mal olduğunu hatırlamak gerekir. Dondurulmuş karkas et ithalatı Et ve Süt Kurumu tarafından fiyatların kontrol altına alması için yapılıyor gibi görünüyorsa da bu psikoloji üreticinin tedirginliğini artırıyor. Küçük aile işletmeciliği bu durumun altından kalkamaz hale geliyor. Oysa 2014 yılını bakanlık aile işletmeciliği yılı olarak ilan etmişti. Bugünkü döviz kurları bu şekilde seyrederse ithalatında ucuz olmayacağı aşikardır” dedi.

“FRANSA HAYVANSAL ÜRÜN İTHALATINI ENGELLEDİ”

Özdemir, ithalat ile birlikte üretici için bir haksız rekabet ortamının oluştuğuna da dikkat çekerek, “Birçok Avrupa ülkesi tarım politikalarını uygularken hayvansal üretiminde tarım içinde yeterli desteği alabilecek seviyede planlama yapıyor. Tarım sektörü içindeki hayvancılık desteklemeleri ancak yüzde 20 civarında. Damızlık süt sığırlarının da kesilmesi üretim kayıplarımızı da arttırmaktadır. Özellikle ekonomik kayıplara neden olan tüberküloz ve bruselloz hala yaygın olarak ülkemizde görülmekte. Bakın Fransa hayvan yetiştirmecileri yaklaşık 20 gün önce Almanya ve İspanya sınırını kapatarak hayvan ve hayvansal ürün ithalatını engellediler. Gerekçileri ise Almanya ve İspanya’daki göçmenler nedeniyle işçilik ücretlerinin düşük olması ve haksız rekabet oluşturmasıydı” ifadelerini kullandı.

“İTHALATIN ZARARI TÜKETİCİYE OLUYOR”

Çayır ve mera alanlarının daraldığını öne süren Özdemir, 1990 yılında 24 milyar hektar olan çayır ve meranın 9-10 milyar hektara düştüğünü söyledi. Çayır ve mera olmadığında hayvanların kapalı ahırlarda kaba ve karma yem tükettiğini de sözlerine ekleyen Özdemir, “Besi yemi 2000 yılında 480 TL iken şimdi 807 TL’ye alınıyor. 5 yılda besi yemi fiyatı yüzde 60-75 arttı. Tüketicinin eti uygun fiyata olması için KDV yüzde 1 olmalıdır. Önce yüksek kırmızı et fiyatları gündeme getiriliyor. Sonra ithalat başlıyor. Bunun zararı da küçük üreticiye ve tüketiciye oluyor” şeklinde konuştu.

“BUZAĞI ÖLÜMLERİNİN YÜZDE 80’İ İSHAL KAYNAKLI”

Özdemir, buzağı kaybının Türkiye’de yüzde 10’larda iken Avrupa ve ABD’de bu oran yüzde 1-2 seviyesinde olduğunu açıklayarak, sözlerini şu şekilde bitirdi: “Buzağı ölümlerinin yüzde 80’i ishal kaynaklıdır. Yılda en az 600-700 bin civarı buzağımız ölmekte.  Bunun yarısı dana olsa kırmızı et ihtiyacımızı kendimiz karşılamış oluruz. 2010 yılında başlayan et ithalatının 3,6 milyar dolarlık faturasından ders alınmış olunsaydı eğer bugün bu konuları konuşuyor olmazdık.”