Menü için tıklayınız

“İş ticarileşirse dikkat etmek gerekir”


Biyogüvenlik Kurulu’nun genetiği değiştirilmiş ürünlerin hayvan yemlerinde kullanılmasına onay vermesi, beyaz et tüketiminde çekincelere neden oldu. Kurulun üreticilerden gelen başvuruları kabul etmesinin ardından yaşanan endişeyi İzmir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gökhan Özdemir değerlendirdi
EMİRCAN IŞILDAK

Biyogüvenlik Kurulu’nun, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği’nin (BESD-BİR) başvurusu üzerine genetiği değiştirilmiş (GDO) ürünlerin hayvan yemlerinde kullanılmasına yönelik ithalatına izin vermesi, beyaz et tüketicilerini endişelendirdi.

Vatandaşlar arasında beyaz et ve ürünlerinin tüketimine yönelik oluşan bu çekinceyi, İzmir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gökhan Özdemir değerlendirdi. Özdemir konuya bilimsel yayınlar ve uygulamalar ışığında yaklaşmanın yararlı olacağını söyleyerek, oluşan bu bilgi kirliliğine son vermek adına yetkili kurumlardan halka bilgilendirme yapmaları yönünde çağrı yaptı.

“ÜRETİCİLER HASSASİYETİN FARKINDA”

Özdemir bu kararın talep edilmesindeki en önemli nedenlerden birisinin de Türkiye’deki yem ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Türkiye’deki eksikliği belirten Özdemir, “Tüm hayvancılık sektörü bu tarz yemlere ihtiyaç duyabilmektedir. Çünkü ülkemizde üretilen hayvan yemi ham maddesi yeterli gelmemektedir. Dünyadaki bu yemlerin çok büyük bir çoğunluğu da GDO içeriyor. Yeni onaylananlar da eski yemlerin geliştirilmiş ve düzenlenmiş benzerleri” dedi. Özdemir bu anlamda derneğe güvenilmesi gerektiğini belirterek, “Bu kararı değerlendirirken belirtmemiz gerekir ki Biyogüvenlik Kurulu’na bu yönde talepleri ileten BESD-BİR’dir. Bu dernek beyaz et işiyle uğraşan herkesin bulunduğu bir kuruluş. Dolayısıyla burada alınacak kararların veya düşüncelerin vatandaşların sağlığına zarar verecek şeyler olabildiğini sanmıyorum. Üreticiler de bu konunun hassasiyetinin farkındalar. Çünkü üzerinde en çok spekülasyonların çıkabildiği bir konu beyaz et. Bu bakımdan GDO’lu yemlerin ithal edilmesi talebinin BESD- BİR tarafından yapıldığı düşünülürse, sektörü uzun vadede yaralayacak yanlış bir tercihin yapılmış olacağını düşünmüyoruz” yorumunu yaptı.

Nüfus artışıyla birlikte gıda konusunda ortaya çıkan olumsuzluklara ve sanayileşmenin getirdiği dezavantajlara vurgu yapan Özdemir, “Birçok konuda olduğu gibi sanayileşmenin olumsuz etkileri, hızlı nüfus artışıyla birlikte gıda konusunda da çokça görülebilmektedir. Genetikleri değiştirilmiş ürünlerin çalışmaları da bu kapsamda ele alınmalıdır. Burada önemli olan hedeflenen ana amaçtır. Vatandaşların güvenli yiyecek teminleri her şeyin önünde gelmelidir. Üreticilerin artan taleplere yetişebilmesi ve cevap vermesi, üretimin verimliliği ve karlılık elbette ki ayrıca ele alınıp, değerlendirilir. Fakat burada önemli olan ticari amaç ile sağlık arasında duran ince çizgidir. Hayvan sağlığı ve beslenmesindeki ana amacın kârlılık ve yüksek verim olması durumunda Veteriner Hekimler Odası olarak bizim konuşacağımız durum ortaya çıkar. Bahsettiğimiz ticari hedefler doğrultusunda her yol mübah kabul edilirse bu veteriner hekimler olarak buna bizim de itiraz etmemiz söz konusu olur. Çünkü sağlıklı hayvan beslemenin yanı sıra, refah ve sağlıklarının da sağlanması bizim için önceliklidir” değerlendirmesini yaptı. Özdemir ayrıca Türkiye’nin kanatlı et sektörünün yurt dışında da kabul gördüğünü, belirli kurallar ve normlar çerçevesinde çalışan donanımlı, dünya ile yarışır bir sektör haline geldiğini ifade etti.

“KONUYA BİLİMSEL YAKLAŞMAK GEREKİR”

GDO konusunun en çok manipüle edilen konulardan biri olduğuna dikkat çeken Özdemir, konuya bilimsel açıdan bakılması gerektiğini söyledi. “GDO içeren yemlerin tüketimi ile ilgili hem hayvanlar hem de insanlar açısından çekinceler olduğu bilinmektedir. Ancak Biyogüvenlik Kurulu çalışmaları kapsamında GDO’lu ürünlerle ilgili detaylı denetimlerin ve çalışmaların yapıldığı da unutulmamalıdır. Konu tartışmaya açık bir konudur. Söylenti ve spekülasyonların en çok olabildiği şeylerin başında geliyor. Dolayısıyla basit tartışmalar yerine konuya bilimsel yayınlar ve uygulamalar ışığında yaklaşmak gerekir. Meseleyi tüm boyutları ile ele almak gerekir” diyen Özdemir, yersiz tartışmaların faydadan çok zarar getirebileceğine dikkat çekti.

“DOZ ÇOK ÖNEMLİ”

Özdemir insan vücuduna dışarıdan alınan her madde için dozun miktarının önemli olduğunu belirterek, “GDO içeren yemlerle beslenme konusunda bilimsel yayınlara baktığımız zaman, bir grup çalışmalarda insan sağlığı için sakıncalara yol açtığına dair tespitler mevcut. Ancak gerek hayvan gerekse insan vücuduna dışarıdan alınan her madde için bilinmesi gereken asıl noktalardan biri de alınan dozun miktarı ve uygunluğudur. Burada da dikkat edilmesi gereken nokta, önceden belirlenmiş miktarların üzerine çıkmamaktır. Belirtmiş olduğumuz gibi tamamıyla ticari getiriler düşünülerek yapılan ayarlamalar ciddi zararlar verebilir” dedi. Özdemir ayrıca, “En basiti bizlere fayda sağlayacak besinleri tüketirken bile yediğimiz veya içtiğimiz miktarı düşünüyoruz. Yani en faydalı besinin bile bir süre sonra aşırı tüketimi zararlı olabilir. İnsan vücudu için olumsuz reaksiyon verebilir. Dolayısıyla bu konuda mevcut çalışmalar ve uygulamalar açısından en azından yakın gelecek için tek bir doğru olduğu söylenemez” yorumunda bulundu.

“TATMİN EDİCİ AÇIKLAMALAR BEKLİYORUZ”

Gerek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na gerekse Biyogüvenlik Kurulu’na çok büyük görevler düştüğünü ifade eden Özdemir, konu ile ilgili vatandaşları aydınlatacak tatmin edici açıklamaların yapılması gerektiğini söyledi. Özdemir, “Doğal ürünlerin ve kaynaklarımızın korunması noktasında da, GDO’nun sakıncaları olduğunu düşünürsek belki yakın gelecekte değil ama uzun vadede yan etkilerinin ortaya çıkması muhtemeldir. Çünkü sonuçları uzun süre zarfında görebilmek mümkündür. Yakın zamanda olmasa da şayet varsa olumsuz durumlar, yıllar sonra ortaya çıkacaktır. O nedenle bu konuda yetkililere çok önemli görev düşmektedir. Özellikle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve Biyogüvenlik Kurulu’nun sorumlulukları büyük. Vatandaşlarımız da bu tarz konularda devletin kurumlarına güvenmek istiyor. Spekülatif bir konu olduğu için de bilgi kirliliği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bilgi kirliliği ve tartışmalar çok sakıncalı noktalara gitmeden kamuoyunun, yetkili kurum uzmanları tarafından bilgilendirilmesi gerekir” diyerek, yetkililerden açıklama beklendiğini vurguladı.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA GÜVENLİĞİ SAĞLANMALIDIR”

Özdemir gıda üretimi yapılırken, bilimsellik ışığında gelecek nesillerin de sağlığını düşünmek gerektiğini ifade etti. Bu konuda bilimsel temellerden uzaklaşılmamasını söyleyen Özdemir, “Elbette dünyadaki gelişmelere uzak kalınmaması gerekir. Ancak ülkemizin doğal kaynaklarını ve sektörün emekçilerini de düşünerek karlılığın yanında, gelecek nesillerin de sağlığı çok büyük önem arz ediyor. Kaliteli bir nüfus planlaması bile bilinçli yetişmiş, gelişmiş bireylerle mümkündür. Dolayısıyla gelecek kuşakların sağlığı için sürdürülebilir gıda güvenliği sağlanmalı, bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. En güvenli, en sağlıklı ve en kaliteli besin kaynaklarının üretimi ve tüketimi konusunda bilinç düzeyi artırılmalıdır. Kaliteli üretimin ve tüketimin devamlılığı sağlanmalıdır. Nihayetinde en doğrusu, olabildiğince doğal yetiştirilen kontrollü hayvanlardan üretilen ürünlere ulaşabilmektir” değerlendirmesini yaptı.

“DENGELİ BESLENİLMELİ”

Kasıtlı olarak hem beyaz ette hem de kırmızı ette bu tarz spekülasyonların çıkarıldığını hatırlatan Özdemir, “Ülkemizde maalesef ki zaman zaman bu tarz söylentiler yaratılıyor. Bu söylentilerin de sektörler arası ticari amaç ve hedef uğruna yapıldığına şahit olabiliyoruz. Bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Konu için söylenebilecek tek doğru, dengeli beslenilmesi yönündedir. Bugün tavuk eti kötü kırmızı ete yüklen, yarın kırmızı ette de bu varmış balık tüket, sonra sebzeler meyveler derken bu, ülke ekonomisi, hayvancılık, tarım ve gıda sektörü ve dengeler açısından da sakınca oluşturur. Bu yüzden tavsiyemiz vatandaşların dengeli beslenmeleridir” şeklinde konuştu.

“YANLIŞLAR HAYVANCILIĞI SEKTEYE UĞRATIR”

Yetkililerin bu durum için açıklama yapmaları gerektiğini yineleyen Özdemir, “Artık radyasyonlu çayların ekranlarda içilip vatandaşın kolay ikna olduğu dönemler geride kaldı. İnsanlarımız her zamankinden daha çok bilinçliler. Gıda ile ilgili konularda bilimsel tespitlerle vatandaşın yetkililer tarafından bilgilendirilmesi şarttır. Aksi takdirde yapılacak yanlışlar kanatlı sektörü başta olmak üzere hayvancılık sektörüne ciddi zararlar verecektir” yorumunda bulundu.

Hangi yemlere onay verildi?

Biyogüvenlik Kurulu, Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) konusunda sektörden gelen başvuruları karara bağlayıp, tavuk ve yumurta üreticilerinin GDO’lu soya ve mısırın hayvan yemlerinde kullanılması talebini değerlendirdikten sonra yemlerin ithalatına onay vermişti.