Menü için tıklayınız

İzmir’deki sokak köpeklerinin sayısı

İzmir’deki sokak köpeklerinin sayısı o ilçenin nüfusunu geride bıraktı - 14 Ekim 2017

İzmir Veteriner Hekimleri Odası bir süredir yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda kentteki sokak köpeklerinin sayısının 500 bine dayandığını açıkladı. Ortaya çıkan bu rakam İzmir’in en büyük kalabalık ilçesi Buca’nın nüfusunu solladı.

İzmir’de başta kurumlar arasında yaşanan koordinasyon sıkıntısı olmak üzere, yetki karmaşası ve diğer sebeplerden dolayı sokak hayvanlarının sayısındaki hızlı artış çarpıcı sonuçları da beraberinde getirdi. Artık hemen hemen her köşe başında rastlanan sokak köpekleri, kentin ana caddeleri, bulvarlar ve sokaklarında başıboş bir şekilde geziyor. Gerek kent merkezi, gerekse metropol alanlar dışındaki çevre ilçelerde karşımıza çıkan sokak köpeklerinin popülasyonundaki bu artış, İzmir Veteriner Hekimler Odası’nın yaptığı araştırma sonuçlarına da yansıdı.

8 KİŞİYE BİR KÖPEK

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yayınlanan rakamlar ışığında değerlendirmeler yapan İzmir Veteriner Hekimler Odası kent genelinde sahipsiz köpeklerin sayısının yaklaşık olarak 500 bine ulaştığını açıkladı. Ortaya çıkan rakamlar hayli fazla. İzmir’in güncel nüfus verilerine göre, kilometrekareye yaklaşık 343 vatandaş düşerken, bu rakam sahipsiz sokak hayvanları için 50’lere kadar ulaşıyor. 4 milyon 250 bin insanın yaşadığı kentte tahmini köpek sayısı ise 500 bin civarında. Yani İzmir’de yaşayan her 8 kişiye bir sokak köpeği düşüyor.

SOKAĞA ATMAYIN!

Konuyla ilgili önemli açıklamada bulunan İzmir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gökhan Özdemir, “Popülasyon artışının kontrolü için öncelikle sahipli hayvanların kayıt altına alınması gerekiyor. Sonra belediyelerin sahipsiz hayvan kayıtları ile birlikte mevcut popülasyonu doğru tespit etmek gerekiyor. Sayısını bile bilemediğimiz bir nüfusa yeterince hizmet edebilmek zaten olası değil. İzmir için tüm belediyeler vatandaşların da duyarlılığı sayesinde tam anlamıyla tam kapasite kısırlaştırma yapıyor aslında. Sadece kısırlaştırma ile çözülebilseydi şimdiye kadar İzmir özelinde en azından bu sorun çözülürdü. Ama sadece sahipsiz hayvanları kısırlaştırarak popülasyonu kontrol altına alamayız. Sahipli hayvanlar, üretim yapanlar önce kayıt altına alınmalı. Sokağa bırakmanın, bilinçsizce hayvan sahiplenmenin caydırıcı cezaları olmalı. Diğer uygulamalar da eş zamanlı yapılırsa ancak yol alınabilir” şeklinde konuştu.

BARINAKLAR YETMEZ

Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Özdemir, belediyeler eliyle açılan ve kent genelinde 10 bine yakın kapasiteyle hizmet veren hayvan barınaklarının da aslında geçici birer çözüm olduğunun altını çizdi ve şöyle devam etti: “Ne yazık ki barınak kapasiteleri, sokaktaki hayvan sayısının artışı kadar hızlı olmuyor. Çünkü kapasiteyi bin dolayında artırsanız bile mevcutta sokağa bırakılamayacağı için barınağa gelen hayvanların bir yaşam süreleri var. Dolayısıyla 8-10 yıl kadar barınakta kalması gereken hayvanlar olduğunu düşünürseniz kapasite artışının sokaktaki hayvan sayısını azaltması beklenemez. Kaldı ki bu barınaklar geçici bakımevi olarak tasarlandığı için böyle bir matematiksel hesabın da anlamı yoktur.”

ÖLÜM ORANI ARTIYOR

Söz konusu nüfus artışının insanlar gibi tıpkı hayvanlarda da olumsuz etkilere yol açtığını vurgulayan Özdemir, “Beslenme ihtiyacı açısından gıda kaynaklarının kullanımı, ortamda barınma ihtiyacının karşılanmasına dair imkanların kısıtlanması, hiyerarşik düzende artan çatışmalar onların hayatında da var. Başıboş kaldıkları için sağlık sorunlarının tespiti ve tedavisi gecikiyor. Rutin kontrollerini yaptırma şansları yok. Kentleşme sürecinde sıkışıp kaldıkları için artan trafik onlar için de sorun. Ölüm oranlarına dair net veriler yok elimizde, ancak bu kadar olumsuz etmeni düşününce ne yazık ki yüksek olması mümkün. Sahipli kayıtlı hayvan sayımız bile doğru değilken istatistiksel tahminler dışında veri sahibi olmamız ne yazık ki şu an için mümkün gözükmüyor. Nüfus kontrolü konusunda ilgili kurumlar tam bir koordinasyon içinde çalışmadığı sürece hiçbir çalışma yeterli olmayacaktır. Hem hayvan sağlığı ve refahı, hem de halk sağlığı açısından ne yaparsak yapalım çalışmalar yetersizdir. Kalıcı olan kent yaşamında hayvan nüfusu yönetim planının ilgili bakanlık tarafından hazırlanması, yasal düzenlemelerin bu planı destekleyecek şekilde yapılması ve bunun bir devlet politikası olarak kabulü ile ülke genelinde uygulamaya geçirilmesidir” diyerek kurumlar arasındaki koordinasyonun önemine vurgu yaptı.

YASADAN UMUTLUYUZ

Sokak hayvanlarıyla ilgili 5199 sayılı yasanın güncellenmesiyle ilgili çalışmalarda gelinen noktayı da umut verici olarak niteleyen Oda Başkanı Özdemir, “Yasanın güncellenmesi aşamasında yıllar sonra ilk kez bakanlıkta düzenlenen bir toplantıya davet edildik ve katıldık. Önerilerimizi gerekçeleri ile birlikte ilettik. Her şeye rağmen umutluyuz. Ancak Başbakanlığa giden taslak aceleye getirilip yasalaşırsa her şey iyiye değil kötüye doğru gidecek. Bunu da yetkililere belirttik. Kalıcı olan kent yaşamında hayvan nüfusu yönetim planının ilgili Bakanlık tarafından hazırlanması, yasal düzenlemelerin bu planı destekleyecek şekilde yapılması ve bunun bir devlet politikası olarak kabulü ile ülke genelinde uygulamaya geçirilmesidir” dedi.

Belediyeler arasında köşe kapmaca

Diğer yandan, kimi ilçe belediyeleri ise, kanuni sınırlamalar nedeniyle barınaklara kapatılması yasak olan sokak hayvanlarını topladıkları kamyonetler ile farklı ilçelerin sınırları içerisinde ücra alanlara, orman arazilerine ve yerleşim alanları dışına bırakarak kaderine terk ediyor. Yaşamakta güçlük çeken can dostları mecburen merkeze ve köylere inerek hayata tutunmaya çalışıyor. Yaşanan bu durumdan dolayı şikayetçi olan vatandaşlar zaman zaman belediyelerle karşı karşıya gelebiliyor.