Menü için tıklayınız

Buse’yi kurtaran köpekler, hayvan haklarını yeniden gündeme getirdi

İzmir depremiyle bir kez daha Türkiye’nin dört bir yanından insanın kalbi, enkazlarda attı. Afet müdahale ekipleri anında olay yerine gitti, deprem deneyimiyle sivil toplum kuruluşları koordineli olarak kısa sürede kriz masası oluşturup çalışmalara başladı. Onlarca can kaybedildi, yüzlercesi de enkaz altından kurtarıldı. Ekranlarda arama kurtarma çalışmalarını izlerken, herkesi duygulandıran görüntülerin altına imzasını atan kahramanlar ise köpeklerdi. Köpeklerin insanlara bu tür olaylarda verdiği destek, tarih öncesi çağlardan beri devam ediyor. Bunun için eğitiliyorlar. Kimi canlılara ulaşmak, kimi de kadavraları tespit etmek için yetiştirilmiş bu hayvanlar, yaklaşık altı yıl görev yaptıktan sonra “emekli” edilerek sahipleriyle yaşamlarını sürdürüyorlar. İzmir depreminin simge cümlesi, “Siz köpekleri salın ben kedi sesi çıkarırım, onlar beni bulurlar”, hayvanların kolektif yaşamdaki katkılarını anlatan bir sembol olarak deyim yerindeyse sosyal medyayı salladı. Genç Buse’nin enkaz altından ekiplere bu çağrısı ve ardından sağ kurtarılması, hayvan hakları savunucularını harekete geçirdi. Sivil toplum kuruluşlarının asıl dikkat çekmek istediği konu ise Hayvan Hakları Yasası’nın yeni düzenlemesiyle bir an önce Meclis’e gelmesi gerektiğiydi.

“Hayvana şiddet kabahat değil ceza olmalı”

2004 yılında kabul edilen 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası’nın dördüncü maddesi, “Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir” diyor. Ancak hayvan hakları savunucularının dikkat çektiği konu, yasada hayvanlara zarar verenlerin “kabahat” tanımı çerçevesinde ceza almaları, Türk Ceza Kanunu’na göre işlem görmemeleriyle ilgili. Veterinerler, hayvan haklarıyla ilgili dernekler ve tüm paydaşların katılımlarıyla oluşturulan yeni yasada ise hayvanlara şiddet uygulayan, ölümüne neden olan kişilerin TCK hükümlerince cezalandırılmasına yönelik değişiklik var. Yasanın bir türlü Meclis Genel Kuruluna getirilemediğini belirten hayvan hakları savunucuları, gecikmenin sorunları büyüteceğine inanıyor.

Depremin ilk anından itibaren zarar gören hayvanlara müdahale için bir platform kurduklarını ve iki günde 200’ün üzerinde çağrı aldıklarını belirten İzmir Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Gökhan Özdemir, toplumda hayvanlarla ilgili hassasiyetin yükseldiğini vurguluyor. Hayvan hakları yasasıyla ilgili yıllardır yetkililerle bir araya geldiklerini anlatan Özdemir, “Sonunda Meclis Araştırma Komisyonu’nun son toplantısına katılma şansı bulduk. Orada sözünü ettiğimiz konuların genel olarak dikkate alındığını gördük. Öncelikli beklentimiz elbette hayvan hakları ihlallerinde kabahat değil ceza düzenlemesine geçilmesi” diyor. Veteriner hekimlik hizmetlerinin hayvan haklarının temel güvencesi olduğunu ama hiç dikkate alınmadığını belirten Özdemir, yeni yasayla veteriner hekimlik teşkilatının yapılanması ve personel sayısının da artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Arama-kurtarma köpekleri travma yaşamaz

Depremde herkesin sevgisini kazanan arama-kurtarma köpeklerinin bunun için eğitildiklerini vurguluyor Özdemir. Diyor ki, “Ne köpek ne de idarecisi birbirlerinin hayatını riske atacak bir şey yapmaz. Arama kurtarma köpekleri depremde hayat kurtarma oranını yükseltmek açısından elzem uygulamalardandır. Hayvan hakları bakımından sorun yoktur. Enkaz köpekleri enkazda yaşayacakları strese ilişkin de eğitim aldıkları için çok fazla travma yaşamazlar. Sadece bazı köpekler bazen kadavra kokularında duygusal çöküm yaşayabilirler. Bu durumda bu köpekler zaten görevden alınır. Sadece kadavra kokusu üzerine çalışmış köpekler bu konuda daha rahat davranış sergiler.” Özdemir, AFAD ekiplerinde mutlaka veteriner hekimlerin de istihdam edilmesi gerektiğini de söylüyor.