Menü için tıklayınız

Üretimin Önemine Vurgu Yapıldı

Üretimin Önemine Vurgu Yapıldı

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı H. Gökhan Özdemir, Kovid-19 pandemisinin sektöre etkileri konusunda, “Üretim bir şekilde her sektörde olduğu gibi devam etti. Hatta kapalı alanlarda, kalabalık ortamlarda çalışmayı gerektiren sektörlerin pandemi sırasında riskin yüksek olduğu sektörler olmasına karşın, üretim aşamasında, ürünün doğal kaynaklardan geldiği düşünüldüğünde tarım ve hayvancılık sektörü doğru yönetilirse daha az riskli olduğu görüldü. Tedarik zinciri konusunun önemi ve yerelde üretimin önemi anlaşılmış oldu. Ancak buna rağmen yerelde üreticiyi destekleyecek uygulamalara halen geçilememesi sektörün en önemli sorunu olarak kalmaya devam etti. Yem fiyatları ve mazot başta olmak üzere sektörün gideri olan tüm maliyetlerin sürekli artması, ürününü markaya dönüştür- meyi hedefleyen küçük üreticilerin maliyetler yüzünden teknolojiden tam olarak yararlanamaması, sermaye olmadan tam anlamıyla kazanç elde edilip gelir sağlanamaması üreticiyi her zaman olduğu gibi zorlamaya devam ediyor. Bu konuda mevcuttaki önlemlerin hiçbirinin yeterli olma olasılığı yok ne yazık ki! Çünkü pandemide gördük ki önemsiz gördüğümüz bir noktada bile dışa bağımlı olursak zincirin en ufak görünen halkası sektörün çarklarının durmasına yetecektir.

Hayvancılık sektöründe en önemli konulardan biri de veteriner hekimlik hizmetleridir. Pandemi sırasında ne yazık ki ilk sokağa çıkma yasakları kapsamında veteriner hekimlik uygulamalarının süreklilik gerektirdiği unutulmuştu. Neyse ki he- men düzenlemeye gidildi. Aynı şekilde çiftçilerin, üreticilerin, yetiştiricilerin de duramayacağı anlaşıldı ve gerekli düzenlemeler yapıldı. Sonuç- ta her koşulda gıdaya erişmek istiyorsak her koşulda onu üretmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Üretim aşamasında sağlıklı hayvan popülasyonunun önemi de unutulmamalıdır. Bunun için de veteriner hekimlerin çalışmalarından da verim alabilmek çok önemlidir. Veteriner hekimlik hizmetlerinin de uygulanabilirliğine dair yasal düzenlemelerin yapılması, hekimi yoran bürokratik birtakım düzenlemelerden kaçınmak, sektör için de kazanç olacaktır. Bu konunun da sektör dışın- da görülmemesi gerekir. Çünkü sahada maddi anlamda bile yetiştiricilerimize ilk kredi ve deste- ği sağlayanlar, kişisel olanakları doğrultusunda, hep veteriner hekim meslektaşlarımız olmuştur diye konuştu.

Benzer salgınla yönelik ülkemizin atması gereken adımlar olduğunu dile getiren Özdemir, “Elbette yaşanmasın ancak benzer salgınlarla karşılaşıldığında daha az zarar görmek için hep daha doğal olan çözümlerin ekonomik hale gelmesi için düzenlemelerin yapılması gerektiğini kabul etmek gerekir. Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, su kaynaklarının doğru kullanımı ve doğada var olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yönünde gerekli olan teknolojiye ulaşımın daha ekonomik olması için gerekli düzenlemeler yapılmalı ve teşvikler sağlanmalıdır. Halkın bu konuda daha bilinçli olması için bilgilendirmeler ve projeler yapılmalı. Bir gün fabrikalar durma noktasına gelse de insanların beslenmelerini sağlayacak temel gıdalara ulaşmaları için aslında tek şansları olacak köy kavramı ve köylülerin üretimi konusunda yasal düzenlemeler yeniden gözden geçirilmeli. Aile işletmelerinin düşük kapasiteli ama sağlam ve güncel bilgiye ve bilinçli üretici olmaya dair bilgi, becerileri ve olanakları artırılmalıdır. Her şey çok kazanç ve para değil. Aslında bunu görmüş olmamız gerekiyor. Denklem basitlik üzerine kurulu belki bunu anlamamız gerekiyor. Daha fena bir senaryo ile karşı karşıya kalsak, gerçekten günlerce sokağa çıkma yasaklarının yaşanması gerektiğini düşünsek, tüketim amaçlı gıda kaynaklarını en uzun süre yararlana- bilecek şekilde yönetmeyi gerçekten biliyor muyuz? Kendi kendine yeten bir ülke olmanın önemini ve kıymetini bilmediğimiz gibi kendi kendine yetmekle ilgili bireyler ya da aileler olarak da tek kriterimiz ne yazık ki para. Ama paramız olduğu halde birtakım ürünlere ulaşamadık. Tedarik zincirinin aksamasının yanında yurt dışı kaynaklı, ham maddeli ürünler ortamdan birdenbire eksildi. Bize ait olanlar, bizim tarafımızdan üretilenler ise doğal olarak değer kazandı. Bu da üreticiye yansıması gerekirken yine aracı ya da sermayesi olana yansıyacak bir sistemin içinde kaynadı gitti. Aslında üretici ve tüketiciyi aracısız buluşturabilecek ortamların kıymeti bir kez daha görüldü” şeklinde konuştu.

İnsanlığın, tarih boyunca beslenmenin ve hayatta kalmanın yolunu bulduğunu söyleyen Özdemir, “Avcı toplayıcı yaşam biçiminden toprağı değerlendirme, evcilleştirme ile hayvansal ürünlere ulaşabileceğini keşfetmesine varan bir süreç yaşanmıştır. Bundan sonrası için de farklı seçenekler elbette olacaktır. Ama unutulmaması gereken insanın karnını doyurmasını sağlayan son üründen çok, beslenmesine kaynak oluşturan öze sahip çıkması gerektiğidir. Kendi üreticisini koruyan, kendi ürettiğinin hakkını veren ve savunan, kendi insanının emeğine sahip çıkan bir politika izlemezseniz gün gelir ulaşamaz, eksik kalırsınız” dedi.

Özdemir sözlerini, “Türk tarım ve hayvancılığının geleceği hakkında söylenecek tek şey sahip olduklarımızın değerini vermediğimiz sürece karşılık almak ya da sektöre dair mucizeler bek- lemekten vazgeçmemiz gerektiğidir” diye tamamladı.